Bir tacir, VUK'a göre tutmakla yükümlü olduğu defter ve belgeleri, işyerindeki bir su baskını sonucu kaybettiğini, ancak bu durumu ne itfaiyeye ne de başka bir resmi kuruma bildirmediğini, sadece kendi tuttuğu bir tutanakla tespit ettiğini savunmaktadır. Bu savunma, 'mücbir sebep' olarak kabul edilir mi?
Hayır, bu savunma büyük olasılıkla mücbir sebep olarak kabul edilmez. VUK m.13'te sayılan mücbir sebeplerden biri olan 'su basması gibi afetler', olayın objektif olarak ispatlanmasını gerektirir. Sadece mükellefin kendi kendine düzenlediği tek taraflı bir tutanak, bu ispat için yeterli değildir. Çünkü bu tür bir belge, sonradan ve gerçeğe aykırı olarak düzenlenmeye son derece müsaittir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, mücbir sebep iddiasının inandırıcı olabilmesi için, olayın üçüncü kişiler veya resmi kurumlar tarafından doğrulanabilmesi gerekir. Mükellefin, su baskını yaşandığında derhal itfaiyeye, belediyeye veya ticaret odası gibi bir kuruma başvurarak durumu tespit ettirmesi beklenir. Bu tür objektif ve dışsal bir kanıt olmadan, sadece kendi beyanına ve tutanağına dayanması, iddiasının samimiyetten uzak ve ibrazdan kaçınmaya yönelik bir bahane olarak değerlendirilmesine yol açar. Dolayısıyla, bu savunma VUK m.359/a-2 kapsamındaki cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz. (Bkz: Yargıtay 11. CD, 2018/2396 K.)