Bedelsiz senedi kullanma suçundan (TCK m.156) açılan bir davada, sanık, senedin bedelini ödediğini ancak senedi geri almadığını, alacaklının ise senedin kaybolduğunu söylediğini iddia etmektedir. Bu durumda ispat yükümlülüğü nasıl dağılır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75731

Bu durumda ispat yükümlülüğü karmaşık bir hal alır ve her iki tarafın da belirli iddiaları kanıtlaması gerekir. Dağılım şu şekildedir: 1) Sanığın (Borçlunun) İspat Yükü: Sanık, senedin 'bedelsiz kaldığını', yani borcu ödediğini ispatlamakla yükümlüdür. Bu iddiasını, HMK kuralları gereği öncelikle yazılı bir delille (banka dekontu, makbuz) veya delil başlangıcı + tanık ile ispatlamaya çalışmalıdır. 2) Katılanın (Alacaklının) İspat Yükü: Eğer sanık ödemeyi ispatlarsa, bu kez katılanın, senedi 'kullanma' fiilinde kastının olmadığını, yani senedin bedelsiz kaldığını bilmediğini ispatlaması gerekir. Ancak olaydaki 'senedin kaybolduğunu söyledim' savunması, kendisini cezai sorumluluktan kurtarmaz. Çünkü alacaklı, bedelini aldığı bir senedi borçlusuna iade etmekle yükümlüdür (TBK m.99). Senedi iade etmeyip, daha sonra 'kayboldu' diyerek veya başka bir nedenle elinde tutup, sonra da bunu kullanması, kastının varlığına dair güçlü bir karine oluşturur. Sonuç olarak, asıl kilit nokta, sanığın ödemeyi yazılı delille ispatlayıp ispatlayamadığıdır. İspatlarsa, alacaklının 'kayboldu' savunması, TCK m.156'daki suçu işlediği gerçeğini değiştirmeyecektir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/bedelsiz-senedi-kullanma-sucu-cezasi-tck-156/)