Metinlerde geçen 'öngörülebilirlik' ilkesi, kanunların zaman bakımından uygulanması açısından ne anlama gelmektedir? Bu ilkenin, firar eden hükümlünün özel izin yasağına ilişkin tartışmadaki rolünü açıklayınız.
'Öngörülebilirlik' ilkesi, 'kanunilik' (Anayasa m.38) ve 'hukuk devleti' (Anayasa m.2) ilkelerinin temel bir unsurudur. Bu ilke, bireylerin, bir eylemi gerçekleştirdikleri anda, o eylemin hukuki sonuçlarının ne olacağını yürürlükteki kanunlara bakarak makul bir şekilde öngörebilmeleri gerektiğini ifade eder. Devletin, sonradan çıkaracağı ve bireyin aleyhine olan bir kanunla, geçmişteki eylemlerin sonuçlarını değiştirmemesi, hukuki güvenliğin bir gereğidir. Bu ilkenin, firar eden hükümlünün özel izin yasağı tartışmasındaki rolü şudur: Metin yazarına göre, 14.04.2020 tarihinden önce (izinli değilken) firar eden bir hükümlü, o tarihteki kanuna göre bu eyleminin gelecekte özel izin hakkını tamamen kaybetmesine neden olacağını 'öngöremezdi'. Çünkü o tarihteki kanun böyle bir sonuç öngörmüyordu. Sonradan çıkan ve aleyhe olan yeni kanunun (m.97/3) bu geçmiş eyleme uygulanması, faili öngöremediği bir yaptırımla karşı karşıya bırakır. Bu durum, öngörülebilirlik ilkesini ve dolayısıyla kanunilik ilkesini ihlal eder. Yargıtay'ın 'derhal uygulama' prensibi ise, bu öngörülebilirlik güvencesini göz ardı etmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/firar-eden-hukumlunun-ozel-izin-yasagi-ve-uygulama-sorunlari)