Bir ceza davasının soruşturma aşamasında, şüphelinin eyleminin suç oluşturup oluşturmadığı konusunda savcının tereddüdü vardır. Bu durumda savcı, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesini uygulayarak Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) mı vermelidir, yoksa dava açma standardının daha düşük olduğunu düşünerek iddianame mi düzenlemelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75728

Bu durum, soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki şüphe standartlarının farkını ortaya koyar. - Kovuşturma (Karar) Aşaması: Mahkemenin mahkumiyet kararı verebilmesi için 'her türlü şüpheden uzak, kesin delil' gerekir. Bu aşamada en ufak bir şüphe, sanık lehine yorumlanır (şüpheden sanık yararlanır). - Soruşturma (Dava Açma) Aşaması: Savcının dava açabilmesi için gereken şüphe standardı, CMK m.170/2'de 'yeterli şüphe' olarak tanımlanmıştır. 'Yeterli şüphe', sanığın mahkum olma ihtimalinin, beraat etme ihtimalinden daha yüksek olduğu bir şüphe derecesidir. Bu, mahkumiyet için aranan 'kesinlik' standardından daha düşüktür. Dolayısıyla, savcının eylemin suç olup olmadığı konusunda bir tereddüdü varsa, bu tereddüt 'yeterli şüphe' oluşmasını engelliyorsa, KYOK vermelidir. Ancak, eylemin suç oluşturma ihtimali daha ağır basıyorsa ve bu konuda yargılama yapılmasını gerektirecek deliller varsa, iddianame düzenleyerek takdiri mahkemeye bırakmalıdır. Savcı, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesini, mahkeme gibi mutlak bir şekilde değil, 'yeterli şüphe' standardı çerçevesinde uygular. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/supheden-sanik-yararlanir-mi)