Firar eden bir hükümlü hakkında, İnfaz Kanunu m.97/3 uyarınca 'bir daha özel izin verilmez' hükmü uygulanmıştır. Hükümlü, bu yasağın, ailesiyle bağ kurmasını engelleyerek kendisini 'sivil ölüme' terk ettiğini ve bu nedenle 'insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza' (Anayasa m.17/3) niteliğinde olduğunu iddia edebilir mi? Bu argümanın hukuki geçerliliğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75721

Bu argüman, hukuki geçerliliği olan, güçlü ve tartışmaya açık bir argümandır. Hukuki dayanakları şunlardır: - İnsan Haysiyetiyle Bağdaşmayan Ceza Yasağı (Anayasa m.17/3): Anayasa, insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza ve muameleleri mutlak olarak yasaklar. Bir hükümlünün, cezasının süresi ne olursa olsun, ailesiyle olan bağlarını koparmasına ve topluma yeniden uyum sağlama umudunu tamamen yitirmesine neden olan süresiz ve mutlak bir yasak, onun insan olarak değerini ve onurunu zedeleyici bir nitelik taşıyabilir. - Cezanın Amacıyla Çelişki: Modern ceza infaz hukukunun temel amacı, hükümlüyü topluma yeniden kazandırmaktır (resozializasyon). Aile bağlarının sürdürülmesi, bu amacın en önemli aracıdır. Özel izin hakkını, tek bir disiplin suçu nedeniyle, hükümlünün gelecekteki tüm ıslah olma potansiyelini yok sayacak şekilde tamamen ve süresiz olarak ortadan kaldırmak, cezanın bu temel amacıyla çelişir. - Ölçülülük İlkesi: Firar suçuna karşılık verilen disiplin cezasına ek olarak, ömür boyu sürecek bir hak mahrumiyeti getirmek, 'ölçülülük' ilkesinin orantılılık alt ilkesine aykırıdır. Daha az kısıtlayıcı tedbirler (iznin daha sıkı güvenlik altında kullandırılması, süresinin kısaltılması vb.) mümkünken, hakkın tamamen ortadan kaldırılması ölçüsüz bir müdahaledir. Bu gerekçelerle, bu yasağın 'insan haysiyetiyle bağdaşmayan' bir nitelik taşıdığı ve Anayasa'ya aykırı olduğu yönünde güçlü bir iddia ileri sürülebilir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/firar-eden-hukumlunun-ozel-izin-yasagi-ve-uygulama-sorunlari'ndaki ilkelere dayalı analitik cevap)