VUK m.359/a-2 uyarınca defter gizleme suçundan yargılanan sanık, defter ve belgelerinin çalındığını ileri sürmüş, ancak bu iddiasını karakola başvurmak gibi bir delille desteklememiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2019/5706 K. sayılı kararı, bu tür bir savunmayı nasıl değerlendirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75720

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, bu tür bir savunma, VUK m.13'te belirtilen mücbir sebeplere veya kastı kaldıran diğer nedenlere dayanmadığı için, sanığın ibraz yükümlülüğünü ortadan kaldırmayan, geçersiz bir savunma olarak değerlendirilmiştir. Kararda, sanığın savunmasında mücbir sebeplere veya kastı kaldıran bir nedene dayanmadığı, bu nedenle defter ve belgeleri saklama ve ibraz etme zorunluluğunun ortadan kalkmayacağı vurgulanmıştır. 'Defterlerin çalınması veya kaybolması', VUK m.13 anlamında bir mücbir sebep olabilir. Ancak, bu iddianın inandırıcı olabilmesi için, hayatın olağan akışı gereği, olayın hemen ardından resmi makamlara (polis, savcılık) başvurulması gibi somut delillerle desteklenmesi beklenir. Sanığın, sadece soyut bir 'çalındı' veya 'kayboldu' beyanında bulunması ve bunu hiçbir delille desteklememesi, Yargıtay tarafından ibrazdan kaçınmaya yönelik bir bahane olarak görülmektedir. Bu nedenle, bu savunma kabul edilmemiş ve sanığın mahkumiyetinin gerektiği sonucuna varılmıştır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/defter-kayit-ve-belgeleri-gizleme-veya-ibraz-etmeme-sucu-cezasi.html)