Bir ceza davasında, sanığın eylemi sabit görülmüş, ancak eylemin haksız tahrik altında işlenip işlenmediği konusunda bir şüphe ortaya çıkmıştır. 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi bu durumda nasıl uygulanır?
Bu durumda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği, mahkemenin haksız tahrik hükümlerini (TCK m.29) sanık lehine uygulaması gerekir. Bu ilke, sadece suçun işlenip işlenmediği veya failin kim olduğu konusunda değil, aynı zamanda cezayı azaltan veya ortadan kaldıran hukuka uygunluk nedenleri (meşru savunma gibi) veya kusurluluğu azaltan nedenler (haksız tahrik gibi) hakkında bir şüphe olması durumunda da geçerlidir. Eğer dosyada, sanığın eylemini kendisine yönelen haksız bir fiilin doğurduğu 'hiddet veya şiddetli elemin' etkisi altında işlediğine dair makul bir şüphe varsa ve bu şüphe sanık aleyhine kesin olarak giderilemiyorsa, mahkeme bu şüpheyi sanık lehine yorumlamak zorundadır. Yani, haksız tahrikin varlığını kabul ederek, sanığın cezasında TCK m.29'da öngörülen oranda indirim yapmalıdır. Şüphenin varlığı, lehe olan hükmün uygulanmasını gerektirir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/supheden-sanik-yararlanir-mi)