Ceza Genel Kurulu'nun 2019/389 E. sayılı kararında, 'Yargıtay Ceza Dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatı ile baktıkları davalarda vuku bulan hâkimin reddi taleplerine ilişkin olarak CMK’nın 24. ve devamında yer alan düzenlemelere göre hareket edilmesi gerektiği' belirtilmiştir. Bu tespitin, Yargıtay Kanunu m.39 ile CMK arasındaki ilişki açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75699

Bu tespit, Yargıtay'ın ilk derece mahkemesi olarak görev yaptığı özel durumlarda, hangi usul kanununun öncelikli olarak uygulanacağını netleştirmesi açısından önemlidir. Yargıtay Kanunu m.39, Yargıtay daire ve genel kurullarındaki üyelerin reddine ilişkin genel bir düzenleme içerir. Ancak bu düzenleme, daha çok Yargıtay'ın asıl görevi olan 'temyiz incelemesi' sırasındaki durumlar için öngörülmüştür. YCGK, Yargıtay daireleri 'ilk derece mahkemesi' sıfatıyla, yani bir duruşma yaparak, tanık dinleyerek, delil toplayarak yargılama yaptığında, artık genel Yargıtay usulünün değil, tüm ilk derece mahkemeleri için geçerli olan Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) usul kurallarının uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Yani, bu durumda Yargıtay dairesi, bir 'temyiz mercii' gibi değil, bir 'ağır ceza mahkemesi' gibi hareket etmelidir. Bu nedenle, hakimin reddi talepleri, Yargıtay Kanunu'nun dar kapsamlı hükmüne göre değil, CMK'nın 24. ve devamı maddelerindeki daha ayrıntılı ve güvenceli prosedüre (itiraz mekanizması, merci tayini vb.) göre çözümlenmelidir. Bu, CMK'nın genel kanun, Yargıtay Kanunu'nun ise temyiz incelemesine özgü özel kanun olduğu, ancak ilk derece yargılamasında genel kanunun uygulanacağı prensibini ortaya koyar. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-29-reddi-istenen-hakimin-yapabilecegi-islemler.html)