VUK m.359'da düzenlenen 'sahte fatura kullanma' suçunda, failin faturanın sahte olduğunu 'bilmediği' yönündeki savunmasının ispat yükü kime aittir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75686

Sahte fatura kullanma suçu, genel kastla işlenen bir suçtur. Suçun manevi unsurunun oluşması için, failin kullandığı faturanın sahte olduğunu 'bilmesi' gerekir. İddia makamı (savcılık), failin bu 'bilme' unsurunu, yani kastını ispatlamakla yükümlüdür. Ancak Yargıtay, bu ispat konusunda hayatın olağan akışına ve ticari hayatın gereklerine dayalı bazı karineler geliştirmiştir. Kural olarak, bir mükellefin, mal veya hizmet almadığı halde kendi maliyetlerini düşürmek için fatura alması veya piyasa fiyatının çok altında bir bedelle fatura temin etmesi, faturanın sahte olduğunu bildiğine dair güçlü bir karine olarak kabul edilir. Bu durumda, 'ispat yükü yer değiştirmiş' gibi bir durum ortaya çıkar ve sanığın, faturanın sahte olduğunu bilmediğini, mal veya hizmet alımının gerçek olduğunu ve bu konuda kendisinden beklenen makul özeni gösterdiğini (örneğin ödemeyi banka yoluyla yapması, malın teslimine ilişkin belgeler sunması) ispatlaması beklenir. Sanık, bu karineyi çürütecek somut deliller sunamazsa, faturanın sahte olduğunu bildiği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilebilir. Dolayısıyla, teoride ispat yükü iddia makamında olsa da, pratikte sanığın 'bilmediğini' ispatlama yönünde bir külfeti bulunmaktadır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/defter-kayit-ve-belgeleri-gizleme-veya-ibraz-etmeme-sucu-cezasi.html'daki ilkelerden çıkarılan analitik cevap)