Yargılamanın yenilenmesi talebinin, daha önce yeminli dinlenmiş bir tanığın sonradan sunduğu ve önceki beyanıyla çelişen bir dilekçeye dayanması durumunda, mahkemenin CMK m.316'daki 'kesinleşmiş mahkumiyet hükmü' şartını beklemeden, tanığın yeni beyanının doğruluğuna kendisi kanaat getirerek yenileme kararı vermesi mümkün müdür?
Bu konu tartışmalı olmakla birlikte, metin yazarının görüşü ve bazı yorumlara göre bu mümkündür. CMK m.311/1-b, tanığın gerçek dışı beyanda bulunduğunun 'anlaşılması'ndan bahseder. Bu 'anlaşılma'nın, ille de başka bir mahkemenin kesinleşmiş mahkumiyet kararıyla olması gerektiği yönünde mutlak bir zorunluluk ifadesi yoktur. CMK m.316'daki kural, yargılamanın yenilenmesi mahkemesinin, başka bir suçun (yalan tanıklık) yargılamasını yapmakla görevli olmamasından kaynaklanır. Ancak, eğer yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyen mahkeme, önüne gelen yeni deliller (örneğin, tanığın yeni beyanını doğrulayan kesin bir video kaydı veya resmi belge) ışığında, tanığın önceki beyanının yalan, yeni beyanının ise doğru olduğu konusunda hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde 'kesin bir kanaate' varırsa, bu durumu kendisi tespit edebilir. Metin yazarının da belirttiği gibi, 'somut olayın özelliklerine ve yargılamanın yenilenmesi başvurusunu inceleyen mahkemeye göre tanığın yeni beyanının maddi hakikate ve oluşa uygun olduğu tespit edilmişse... hakkında yalan tanıklıktan mahkumiyet kararı olmasa bile, CMK m.311/1-b’ye uygun yargılamanın yenilenmesi sebebi kabul edilebilir.' Bu durumda mahkeme, yenileme kararı verirken aynı zamanda tanık hakkında yalan tanıklık suçundan suç duyurusunda da bulunur. Bu, maddi adaletin hızla tecellisi ve usul ekonomisi açısından savunulabilecek bir yaklaşımdır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/degisen-veya-yeni-tanik-beyaninin-yargilamanin-yenilenmesine-etkisi)