Anayasa Mahkemesi'nin Rasul Kocatürk başvurusunda, başvurucunun talebine idarenin geç yanıt vermesi, ihlal kararının gerekçelerinden biri olarak kabul edilmiştir. Bu durum, temel hakların korunmasında idarenin sadece 'negatif' (müdahale etmeme) değil, aynı zamanda 'pozitif' yükümlülükleri olduğunu nasıl göstermektedir?
Bu durum, idarenin pozitif yükümlülüklerinin önemini açıkça göstermektedir. Temel hakların korunmasında idarenin iki tür yükümlülüğü vardır: - Negatif Yükümlülük: Hakkın kullanımına keyfi olarak müdahale etmemek, hakkı engellememek. - Pozitif Yükümlülük: Hakkın etkili bir şekilde kullanılabilmesi için gerekli tedbirleri almak, usulü güvenceleri sağlamak ve süreci etkin bir şekilde işletmek. Rasul Kocatürk olayında, idarenin izin talebini reddetmesi bir 'negatif' müdahaledir. Ancak AYM, sadece bu müdahalenin gerekçesini değil, aynı zamanda idarenin 'süreçteki davranışını' da incelemiştir. İdarenin, cenaze gibi acil ve hassas bir konuda talebe üç gün sonra yanıt vermesi, onun pozitif yükümlülüğünü ihlal ettiğini gösterir. Pozitif yükümlülük, idarenin sadece 'karar vermesini' değil, aynı zamanda 'zamanında, özenli ve hakkın özünü koruyacak şekilde' karar vermesini gerektirir. İdarenin hareketsiz kalarak veya süreci geciktirerek bir hakkın kullanımını fiilen imkansız hale getirmesi de, en az doğrudan reddetmek kadar ciddi bir hak ihlalidir. Bu karar, idarenin sadece 'ne yaptığına' değil, 'nasıl yaptığına' ve 'yapması gerekirken neyi yapmadığına' da bakılması gerektiğini ortaya koymaktadır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/hukumluye-cenazeye-katilma-izni-verilmemesi/)