Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 26.04.2024 tarihli kararında, firar eden hükümlüye özel izin yasağının uygulanmasında 'infazda kazanılmış hak olmaz' prensibine dayanılmıştır. Bu prensip ne anlama gelmektedir ve temel haklar açısından neden sorunlu bir yaklaşımdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75668

'İnfazda kazanılmış hak olmaz' prensibi, bir hükümlünün, infaz rejiminin belirli bir döneminde yürürlükte olan lehe bir kurala dayanarak, gelecekte de aynı kuralın kendisine uygulanacağı yönünde bir 'kazanılmış hak' iddia edemeyeceği anlamına gelir. Bu görüşe göre, infaz rejimi dinamiktir ve kanun değişiklikleri, hükümlünün statüsünü ve haklarını geleceğe yönelik olarak değiştirebilir. Bu yaklaşım, temel haklar açısından sorunludur çünkü: 1) Hukuki Güvenliği Zedeler: Bireylerin, eylemlerinin hukuki sonuçlarını öngörebilmesi, hukuk devletinin temelidir. Bu prensip, hükümlünün geleceğini belirsiz hale getirir ve devletin keyfi kanun değişiklikleriyle hakları geri alabilmesine olanak tanır. 2) Ölçülülük İlkesini Göz Ardı Eder: Temel bir hakkı (aile hayatına saygı gibi) ilgilendiren bir konuda, hükümlünün meşru beklentisini tamamen yok saymak, ölçülülük ilkesine aykırıdır. 3) Kanunilik İlkesiyle Çatışır: Metin yazarının da vurguladığı gibi, özellikle aleyhe olan bir kuralın, failin eyleminden sonra yürürlüğe girerek ona uygulanması, ceza hukukunun temel kanunilik ve geriye yürümezlik ilkeleriyle doğrudan çatışır. Temel hakları ilgilendiren konularda, 'kazanılmış hak' yerine, 'hukuki güvenlik' ve 'öngörülebilirlik' gibi daha temel Anayasal ilkelerin gözetilmesi gerekir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/firar-eden-hukumlunun-ozel-izin-yasagi-ve-uygulama-sorunlari)