Bir sanık hakkında hem 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği beraat (CMK m.223/2-e) hem de 'fiilin suç oluşturmadığı' gerekçesiyle beraat (CMK m.223/2-a) kararı verilebilecekse, mahkeme hangi gerekçeyi tercih etmelidir? Bu tercihin sanığın hukuki durumu açısından bir farkı var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75666

Eğer her iki beraat gerekçesi de mümkünse, mahkeme 'fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması' (CMK m.223/2-a) gerekçesini tercih etmelidir. Bunun nedeni, beraat türleri arasında sanık lehine olan bir hiyerarşi bulunmasıdır. - Fiilin Suç Olmaması (m.223/2-a): Bu, en aklayıcı beraat türüdür. Sanığın eyleminin, suç olup olmadığına bakılmaksızın, hukuka tamamen uygun olduğunu ve hiçbir şekilde suç teşkil etmediğini ifade eder. Sanığın üzerinde hiçbir şüphe bırakmaz. - Delil Yetersizliği (Şüphe) (m.223/2-e): Bu beraat türü, sanığın suçu işlediğine dair şüphenin yenilemediği anlamına gelir. Sanığı cezadan kurtarır, ancak üzerinde bir 'şüphe gölgesi' bırakabilir. Bu tercihin sanığın hukuki durumu açısından farkı, özellikle ileride açılabilecek bir tazminat davasında ortaya çıkabilir. Fiilin suç olmadığı tespiti, hukuk mahkemesinde sanığın (davalının) elini daha çok güçlendirir. Delil yetersizliğinden beraat ise, hukuk hakiminin farklı bir ispat standardıyla eylemin haksız fiil oluşturduğuna karar vermesini daha olası kılabilir. Dolayısıyla, mahkemeler, beraat kararı verirken, mümkün olan en lehe gerekçeyi seçmelidir.