Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2018/11333 sayılı kararında, Adli Tıp Kurumu raporunda davacının işlem tarihinde 'fiil ehliyetini haiz olduğunun' belirtilmesine rağmen, mahkemenin davacının 'dava tarihi itibarıyla' hukuki ehliyetini yeniden araştırması gerektiğine karar verilmesinin sebebi nedir?
Bunun sebebi, bir kişinin hukuki ehliyetinin zaman içinde değişebilmesi ve 'işlem ehliyeti' ile 'dava ehliyeti'nin farklı anlarda değerlendirilmesi gerekliliğidir. Kararda, davacının 02.07.2008 tarihindeki tapu işlemi sırasında ehliyetli olduğu tespit edilmiştir. Bu, davanın esasına ilişkin bir tespittir (ehliyetsizlik iddiasının reddi). Ancak dava, yıllar sonra açılmıştır. Adli Tıp raporu, davacının 25.11.2013'teki muayenesinde 'Demans Başlangıcı' olduğunu da tespit etmiştir. Bu durum, davacının işlem anında ehliyetli olsa bile, dava açtığı tarih itibarıyla dava ehliyetini kaybetmiş olabileceği yönünde ciddi bir şüphe yaratmaktadır. Dava ehliyeti ise, davanın esasına değil, usulüne ilişkin bir 'dava şartı'dır ve davanın her aşamasında var olması gerekir. Mahkeme, işlem anındaki ehliyeti inceleyip esastan karar vermiş, ancak dava anındaki dava ehliyeti şartını göz ardı etmiştir. Yargıtay, bu nedenle, mahkemenin öncelikle 'dava tarihi itibarıyla' davacının dava ehliyetinin bulunup bulunmadığını netleştirmesi, eğer yoksa vasi atanmasını sağlayarak bu usuli eksikliği gidermesi, ondan sonra esasa ilişkin kararını vermesi gerektiğini belirtmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-51-dava-ehliyeti.html)