Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2019/3228 K. sayılı kararında, sanığın 'şirket ile bir ilgisinin olmadığını, adına şirket açanların başkaları olduğunu' savunması üzerine, mahkemeden hangi somut araştırmaları yapması istenmiştir? Bu, ceza hukukundaki hangi temel sorumluluk ilkesinin bir gereğidir?
Bu karar, ceza sorumluluğunun şekli unvanlara (ticaret sicilindeki kayıt gibi) değil, 'fiili duruma' ve 'eylem üzerindeki hakimiyete' dayanması gerektiğini gösterir. Bu, 'maddi fail' veya 'fiili hakimiyet' teorisinin bir yansımasıdır ve 'cezanın şahsiliği' ilkesinin bir gereğidir. Yargıtay, sanığın bu savunması karşısında mahkemeden şu somut araştırmaları yapmasını istemiştir: 1) Diğer Şahısların Dinlenmesi: Sanığın adını verdiği ve asıl şirket sahibi olduğunu iddia ettiği kişilerin tanık olarak dinlenmesi. 2) Resmi Beyannamelerin İncelenmesi: Vergi dairesinden, şirket adına verilen beyannamelerin kimin tarafından imzalandığının veya verildiğinin sorulması. 3) Muhasebecinin Dinlenmesi: Şirketin muhasebe işlemlerini yürüten kişinin tanık olarak dinlenerek, şirketi fiilen kimin idare ettiğinin sorulması. 4) Fatura Bastıran Matbaacının Dinlenmesi: Şirket adına fatura basan matbaacının tanık olarak dinlenerek, faturaları kime teslim ettiğinin sorulması. Bütün bu araştırmalar, şirketin kanuni temsilcisi olarak görünen sanığın, gerçekten de şirketin faaliyetleri üzerinde bir kontrolü ve bilgisi olup olmadığını, yani suçun işlenmesinde fiili bir rolü olup olmadığını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.