CMK m.311/1-b, yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak 'yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin' gerçek dışı beyanını düzenlemektedir. Bu hüküm, yemin ettirilmeyen bir sanığın veya müştekinin sonradan yalan söylediğinin anlaşılması durumunda kıyasen uygulanabilir mi?
Hayır, bu hüküm kıyasen uygulanamaz. Ceza muhakemesinde temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren konularda ve istisnai kanun yollarında 'kıyas yasağı' geçerlidir. Yargılamanın yenilenmesi sebepleri kanunda sınırlı (numerus clausus) olarak sayılmıştır. - Sanık Açısından: Sanığa hiçbir şekilde yemin teklif edilemez (CMK m.211). Sanığın yalan söylemesi, 'savunma hakkı' kapsamında görülür ve bir suç oluşturmaz. Dolayısıyla, sanığın sonradan yalan söylediğinin anlaşılması, hiçbir şekilde yargılamanın yenilenmesi sebebi olamaz. - Müşteki/Katılan Açısından: Müşteki veya katılan da kural olarak yeminsiz dinlenir. CMK m.311/1-b, açıkça 'yemin verilerek dinlenmiş olan tanık veya bilirkişi' diyerek, uygulama alanını bu iki süje ile sınırlamıştır. Kanunun bu açık ifadesi karşısında, yeminsiz dinlenen müştekinin yalan beyanını bu madde kapsamına almak, kanunun lafzına ve amacına aykırı genişletici bir yorum olur. Müştekinin yalan beyanı, eğer başka bir suçu (iftira gibi) oluşturuyorsa ve bu suçtan mahkumiyet kararı varsa, bu durum belki CMK m.311/1-c (hükme katılmış olan hakimlerden birinin görevini yaparken suç işlemesi) veya m.311/1-e (yeni olay/delil) kapsamında değerlendirilebilir, ancak doğrudan m.311/1-b'ye dayanak olamaz. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/degisen-veya-yeni-tanik-beyaninin-yargilamanin-yenilenmesine-etkisi)