Reddi istenen hakimin, ret istemi karara bağlanmadan önce duruşmaya devam etmesi (CMK m.29/2), sanığın 'lekelenmeme hakkı' ile nasıl bir ilişki içindedir?
Bu durum, 'lekelenmeme hakkı' açısından bir gerilim yaratma potansiyeli taşır. Lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesinin bir uzantısı olup, bir kişinin, suçluluğu kesinleşmeden önce, sırf bir soruşturma veya kovuşturmanın tarafı olması nedeniyle kamuoyu önünde 'suçlu' olarak damgalanmasını veya itibarının zedelenmesini önlemeyi amaçlar. Hakimin reddi talebi, mahkemenin tarafsızlığına dair ciddi bir şüpheyi ortaya koyar. Bu şüphe giderilmeden, tarafsızlığı sorgulanan bir hakim önünde yargılamanın (özellikle delillerin tartışılması gibi aşamalarının) devam etmesi, dışarıdan bakan bir gözlemcide, 'sanığın adil yargılanmadığı' algısını güçlendirebilir. Duruşmanın aleniyeti ilkesi de dikkate alındığında, bu durum sanığın kamuoyu nezdinde peşinen mahkum edilmesine, yani 'lekelenmesine' zemin hazırlayabilir. Kanun koyucu, CMK m.29/2 ile yargılamanın hızını korumayı amaçlarken, m.216 yasağı ile de bu lekelenme riskini, en azından davanın esastan bitirilmesini engelleyerek sınırlamaya çalışmıştır. Ancak yine de, tarafsızlığı şüpheli bir hakim önünde yargılanmanın kendisi, lekelenmeme hakkı için bir risk oluşturur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-29-reddi-istenen-hakimin-yapabilecegi-islemler.html'deki ilkelere dayalı analitik cevap)