Anayasa m.169'da yer alan 'Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz' hükmü, ormanların korunması açısından ne tür bir güvence sağlamaktadır? Bu hüküm, özelleştirme veya 2/B uygulamalarıyla nasıl bir ilişki içindedir?
Bu hüküm, ormanların korunması açısından en temel ve en güçlü anayasal güvenceyi sağlamaktadır. Bu güvencenin anlamı şudur: Devletin mülkiyetinde olan orman arazileri, hiçbir surette özel mülkiyete konu edilemez, satılamaz, devredilemez veya bağışlanamaz. Bu, ormanların kamusal niteliğini ve bütünlüğünü korumayı amaçlayan mutlak bir yasaktır. Bu hükmün diğer uygulamalarla ilişkisi şöyledir: 1) Özelleştirme: Bu Anayasal yasak, orman arazilerinin özelleştirilmesinin önündeki en büyük engeldir. Devlet, ormanları işletme hakkını belirli sürelerle özel sektöre devredebilir (örneğin, odun üretimi için), ancak ormanın mülkiyetini asla devredemez. 2) 2/B Uygulamaları: 2/B arazileri, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesinin B bendine göre, bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş ve orman sınırları dışına çıkarılmış arazilerdir. Anayasa m.169, bu 2/B arazilerinin satışına izin vermektedir. Ancak bu, 'Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz' kuralının bir istisnası değildir. Çünkü bir arazinin 2/B olarak nitelendirilebilmesi için, öncelikle hukuken 'orman' vasfını yitirmiş olması gerekir. Yani satılan şey, artık hukuken orman sayılmayan bir arazidir. Dolayısıyla, 2/B uygulaması, mevcut ormanların değil, orman vasfını yitirmiş eski orman arazilerinin satışını düzenler.