Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 26.04.2024 tarihli kararında, firar eden hükümlüye ilişkin yeni ve aleyhe olan kanunun 'derhal uygulanması' gerektiği belirtilmiştir. Bu 'derhal uygulama' ilkesi, ceza muhakemesi usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında temel kuraldır. Bu kuralın ardındaki mantık nedir ve neden maddi ceza kanunlarından farklı bir rejim benimsenmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75640

Usul kanunlarının derhal uygulanması ilkesinin (tempus regit actum) ardındaki mantık, yargılamanın kamu düzeniyle ilgili olması ve usul kurallarının, yapıldıkları anda devletin yargılama düzenini en iyi yansıtan kurallar olduğunun varsayılmasıdır. Mantığı şu şekilde özetlenebilir: 1) Kamu Düzeni: Yargılama usulü, bireylerin özel anlaşmalarıyla değiştirilemeyen, devletin egemenlik hakkının bir parçası olan kamu düzenine ilişkin kurallardır. Bu nedenle, bir usul işlemi yapıldığı anda, yürürlükte olan güncel kamu düzeni kuralı ne ise onun uygulanması esastır. 2) Geleceğe Yönelik Olma: Usul kuralları, geçmişte işlenmiş bir suçu değil, 'şu anda yapılmakta olan veya gelecekte yapılacak olan' yargılama faaliyetlerini düzenler. Bu nedenle, geriye yürüme gibi bir durum söz konusu değildir; kanun her zaman ileriye dönük olarak, yapıldığı andaki işlemlere uygulanır. 3) Beklenti ve Güvenliğin Farklılığı: Maddi ceza kanunlarında (TCK), bireyin bir eylemi işlerken onun suç olup olmadığını ve cezasını bilme (öngörebilme) yönünde meşru bir beklentisi vardır. Lehe kanun ilkesi bu güveni korur. Oysa usul hukukunda, bireyin 'davaların eski usulle görüleceğine' dair korunması gereken bir beklentisi veya hakkı yoktur. Yargılama, devletin belirlediği en güncel ve en iyi olduğu varsayılan usulle yapılır. Tartışma, özel izin yasağı gibi kuralların salt bir usul kuralı mı, yoksa maddi ceza hukuku niteliği mi taşıdığı noktasında ortaya çıkmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/firar-eden-hukumlunun-ozel-izin-yasagi-ve-uygulama-sorunlari'ndaki tartışmaya dayalı analitik cevap)