Ceza Genel Kurulu'nun 2022/231 E. sayılı kararında geçen 'kabili te’lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez' ifadesi, ceza yargılamasındaki ispat standardı hakkında ne anlatmaktadır?
Bu ifade, ceza yargılamasındaki ispat standardının mutlak kesinliğe dayanması gerektiğini ve şüphenin varlığının mahkumiyetle bağdaşmayacağını vurgulayan güçlü bir anlatımdır. Anlamı şudur: 'Kabili te'lif olmayan şüphe', giderilemeyen, açıklanamayan ve sanığın suçlu olduğu teziyle bağdaştırılamayan makul bir şüphedir. 'Gerçek' ise, sanığın suçu işlediğine dair ulaşılan maddi hakikattir. YCGK, bu iki durumun (şüphe ve mahkumiyet gerçeğinin) aynı anda bir arada bulunmasının 'mantık ve hukuk kuralları' açısından imkansız olduğunu belirtmektedir. Eğer bir olayda makul bir şüphe varsa, bu şüphe sanığın suçlu olduğu 'gerçeğine' ulaşılmasını mantıken engeller. Hakimin vicdani kanaati, ancak ve ancak bu tür şüpheler tamamen ortadan kaldırıldıktan sonra oluşabilir. Şüphe varken oluşan bir kanaat, 'vicdani kanaat' değil, bir 'varsayım' veya 'ihtimal' olur. Bu da ceza mahkumiyeti için yeterli değildir. Bu ifade, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin felsefi ve mantıksal temelini özetlemektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/supheden-sanik-yararlanir-mi)