Bir sanık hakkında, TCK m.156'ya göre bedelsiz senedi kullanma suçundan dolayı Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açılmıştır. Yargılama sırasında, sanığın senedi bedelsiz kaldığını bilerek ve mağduru aldatarak üçüncü bir kişiye ciro ettiği ve karşılığında para aldığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkeme, 'dolandırıcılık' (TCK m.157) suçundan da bir karar verebilir mi? CMK'nın hangi ilkesi bu duruma engel olur?
Hayır, mahkeme doğrudan 'dolandırıcılık' suçundan bir karar veremez. Bu duruma, CMK m.225'te düzenlenen 'iddianamenin anlatımı ve nitelendirmesi ile bağlılık' (davasız yargılama olmaz) ilkesi engel olur. Bu ilkeye göre, mahkeme ancak iddianamede anlatılan ve hukuki olarak nitelendirilen fiil ve fail hakkında yargılama yapabilir ve hüküm kurabilir. Olayda, iddianame sadece TCK m.156'daki bedelsiz senedi kullanma suçundan açılmıştır. Yargılama sırasında eylemin aynı zamanda dolandırıcılık suçunu da oluşturabileceği anlaşılsa bile, mahkeme kendiliğinden bu suçtan da hüküm kuramaz. Mahkemenin yapması gereken, eylemin bu niteliğini de dikkate alarak, dolandırıcılık suçundan da bir soruşturma yapılması ve dava açılması için Cumhuriyet Başsavcılığı'na 'suç duyurusunda' bulunmaktır (CMK m.225/3). Savcılık yeni bir iddianame düzenlerse, bu yeni dava mevcut davayla birleştirilebilir. Aksi takdirde, mahkemenin iddianame dışına çıkarak dolandırıcılıktan ceza vermesi, 'savunma hakkının' ihlali ve mutlak bir bozma nedeni olur. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/bedelsiz-senedi-kullanma-sucu-cezasi-tck-156/)