İşçinin, işverenin 'isteği üzerine' istifa dilekçesi vermesi, ancak daha sonra bu istifanın baskı altında alındığını iddia ederek dava açması durumunda, ispat yükü kime aittir ve Yargıtay bu tür durumlarda neyi araştırmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75626

Bu durumda ispat yükü, istifa dilekçesinin kendi özgür iradesine dayanmadığını, baskı, hile veya tehdit altında alındığını iddia eden 'işçiye' aittir. Çünkü ortada, işçinin imzasını taşıyan ve iş akdini sona erdiren yazılı bir belge (istifa dilekçesi) vardır. Bu, işverenin fesih yapmadığı, işçinin kendi iradesiyle ayrıldığı yönünde güçlü bir karinedir. Yargıtay, bu karineyi çürütmek için işçinin somut deliller sunmasını bekler. Yargıtay'ın bu tür durumlarda araştırdığı hususlar şunlardır: - İstifanın Nedenleri: İstifa dilekçesinde bir neden belirtilmiş mi? Belirtilen neden hayatın olağan akışına uygun mu? Örneğin, kıdem tazminatına hak kazanmış bir işçinin hiçbir neden göstermeden istifa etmesi şüpheli bulunur. - İstifa ve Fesih Arasındaki Çelişki: İşçinin istifasından hemen sonra işverenin fesih bildiriminde bulunması gibi çelişkili durumlar var mı? - Tanık Beyanları: İşçinin, istifa dilekçesini imzalarken baskı altında olduğuna veya kendisine 'kıdem ve ihbar tazminatların ödenecek, sen istifa et' dendiğine dair tanık beyanları var mı? - İşverenin Tutumu: İşverenin, işçinin istifasından sonra kıdem ve ihbar tazminatını ödemiş olması, istifanın aslında bir 'ikale' (anlaşmalı fesih) olduğu yönünde yorumlanabilir. Mahkeme, tüm bu olguları birlikte değerlendirerek istifanın gerçek iradeye dayanıp dayanmadığına karar verir. ('Kötüniyet Tazminatı' metnindeki genel ilkelerden çıkarılan analitik cevap)