Bir ceza davasında, sanığın suçu işlediğine dair 'yüksek de olsa bir ihtimale' dayanan bir kanaat ile 'her türlü şüpheden uzak kesin bir ispat' arasındaki farkı, bir örnekle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75619

Bu iki kavram arasındaki fark, delillerin niteliği ve yarattığı kesinlik derecesindedir. Örnek: Bir evden hırsızlık yapılmıştır. Sanık, olaydan bir saat sonra, çalınan eşyalardan birkaçıyla birlikte evin yakınlarında yakalanmıştır. Sanık, eşyaları yolda bulduğunu ve sahibini aramak için taşıdığını iddia etmektedir. 1) Yüksek de Olsa Bir İhtimale Dayalı Kanaat: Bu durumda, 'sanığın olay yerine yakın olması ve çalınan eşyaları taşıması nedeniyle hırsızlığı onun yapmış olması yüksek bir ihtimaldir' şeklinde bir kanaat oluşabilir. Bu, güçlü bir şüphedir. Ancak, sanığın parmak izinin olay yerinde bulunmaması, görgü tanığının olmaması ve sanığın savunmasının aksini ispatlayan (örneğin eşyaları yolda bulamayacağını gösteren) başka bir delil olmaması, bu ihtimalin kesinliğe dönüşmesini engeller. Bu ihtimale dayalı mahkumiyet, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesine aykırı olur. 2) Her Türlü Şüpheden Uzak Kesin İspat: Aynı senaryoda, sanığın parmak izinin evin içindeki kasada bulunması, bir komşunun onu olay saatinde evden çıkarken gördüğünü teşhis etmesi ve çalınan tüm eşyaların onun üzerinde çıkması gibi deliller bir araya geldiğinde, sanığın savunması çürütülmüş ve suçu işlediği 'her türlü şüpheden uzak' bir şekilde ispatlanmış olur. Mahkumiyet ancak bu durumda verilebilir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/supheden-sanik-yararlanir-mi)