Firar eden hükümlünün özel izin hakkının kaldırılması, bir 'ceza' mıdır, yoksa bir 'infaz tedbiri' midir? Bu nitelemenin, 'lehe kanun' ilkesinin uygulanıp uygulanmayacağı konusundaki tartışmaya etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75612

Bu niteleme, lehe kanun tartışmasının merkezinde yer alır. 1) Ceza Olarak Görülürse: Eğer özel izin yasağı, firar suçuna eklenen bir 'ceza' veya 'cezai nitelikte bir yaptırım' olarak kabul edilirse, TCK m.7/2'de düzenlenen 'lehe kanun' ilkesine tabi olması gerekir. Bu durumda, failin eylemi işlediği tarihteki kanun daha lehe ise (örneğin yasak yoksa veya daha darsa), sonraki aleyhe kanun geriye yürüyerek uygulanamaz. Bu görüş, yasağın kişinin temel bir hakkını (aile hayatına saygı) kısıtladığı ve caydırıcılık amacı güttüğü için cezai bir nitelik taşıdığını savunur. 2) İnfaz Tedbiri Olarak Görülürse: Eğer bu yasak, cezaevindeki disiplini ve güvenliği sağlamaya yönelik, idari nitelikte bir 'infaz tedbiri' olarak kabul edilirse, TCK m.7/3 uyarınca 'derhal uygulama' ilkesine tabi olur. Bu durumda, lehe veya aleyhe olduğuna bakılmaksızın, hükümlünün izin talebinde bulunduğu tarihte yürürlükte olan kanun uygulanır. Yargıtay'ın 2024 tarihli kararında benimsediği görüş budur. Metin yazarı ise, bu yasağın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukuku niteliği taşıdığını ve bir 'ceza' gibi değerlendirilerek lehe kanun ilkesine tabi tutulması gerektiğini savunmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/firar-eden-hukumlunun-ozel-izin-yasagi-ve-uygulama-sorunlari)