Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2019/2822 K. sayılı kararında, muhasebecisine ulaşamayan mükellefin defter gizleme suçundan sorumlu tutulması, 'cezanın şahsiliği' ilkesiyle nasıl bağdaştırılabilir?
Bu durum, 'cezanın şahsiliği' ilkesiyle çelişmez, aksine bu ilkenin bir gereğidir. Cezanın şahsiliği, bir kimsenin ancak 'kendi fiilinden' sorumlu olabileceğini ifade eder. VUK m.253 uyarınca, defter ve belgeleri saklama ve ibraz etme yükümlülüğü, bir başkasına (muhasebeciye) devredilemeyecek nitelikte, şahsi bir yasal yükümlülüktür. Mükellefin, bu yasal yükümlülüğünü yerine getirmek için gerekli özeni göstermemesi, yani defterlerinin nerede ve ne durumda olduğunu kontrol etmemesi ve istendiğinde ibraz edilecek şekilde hazır bulundurmaması, 'kendisinin bir ihmali' olarak kabul edilir. Suçun fiili, muhasebecinin belgeleri vermemesi değil, mükellefin yasal ibraz yükümlülüğünü yerine getirmemesidir. Mükellef, muhasebecinin fiilinden değil, kendi yasal yükümlülüğünü yerine getirmekteki kusurundan dolayı sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla, sorumluluğun mükellefte kalması, cezanın şahsiliği ilkesine uygundur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/defter-kayit-ve-belgeleri-gizleme-veya-ibraz-etmeme-sucu-cezasi.html)