Bir işçi, işveren aleyhine açtığı alacak davasında, iş arkadaşlarını tanık olarak göstermiştir. Davalı işveren, bu tanıkların davacı ile yakın arkadaş olduklarını ve bu nedenle beyanlarının güvenilir olmadığını ileri sürmüştür. HMK m. 254 bağlamında, mahkeme bu iddiayı nasıl değerlendirmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75606

Mahkeme, davalı işverenin bu iddiasını dikkate almalı ancak tek başına bu iddiaya dayanarak tanık beyanlarını geçersiz saymamalıdır. HMK m. 254, tanığın taraflarla akrabalığının veya 'başka bir yakınlığının' sorulmasını öngörür. Yakın arkadaşlık, bu kapsamda değerlendirilebilecek bir 'yakınlık'tır. Ancak, Yargıtay'ın genel yaklaşımında olduğu gibi, akrabalık veya arkadaşlık gibi yakınlıklar, tek başına tanık beyanını değerden düşüren sebepler değildir. Mahkemenin yapması gereken şudur: 1) İddiayı Not Etmek: Davalının bu iddiasını duruşma tutanağına geçirmelidir. 2) Tanığa Sormak: Tanığa, davacı ile olan ilişkisinin niteliğini (yakın arkadaş olup olmadıklarını) sormalıdır. 3) Beyanın Güvenilirliğini Test Etmek: Mahkeme, asıl olarak tanığın beyanının içeriğine odaklanmalıdır. Tanığın beyanı somut, çelişkisiz, dosyadaki diğer delillerle uyumlu ve doğrudan bilgi ve görgüye dayalı ise, davacıyla arkadaş olması beyanının değerini ortadan kaldırmaz. Ancak, beyan soyut, çelişkili veya abartılı ise, mahkeme bu durumu, tanığın davacıyla olan arkadaşlık ilişkisiyle birlikte değerlendirerek, beyana daha az itibar edebilir veya hiç itibar etmeyebilir. Sonuçta, bu durum hakimin 'delilleri serbestçe takdir etme' (HMK m.198) yetkisi kapsamında değerlendirilecek bir unsurdur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-254-tanigin-kimliginin-tespiti.html)