Vergi incelemesi için defter ve belgelerin ibrazı talebinin tebligatının, mükellefin işyerinde ancak bizzat kendisine değil, orada bulunan bir yakınına veya çalışanına yapılması durumunda tebligat geçerli midir? Bu durumun defter gizleme suçunun oluşumuna etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75596

Tebligatın geçerliliği, Tebligat Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Kural olarak tebligatın muhatabın kendisine yapılması esastır. Muhatap adreste bulunamazsa, tebligat aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerden birine yapılabilir (Tebligat K. m.16). İşyeri adreslerinde ise, muhatap yerine tebliğ yapılabilecek kişiler, o yerin memur veya müstahdemlerinden (çalışanlarından) biridir (Tebligat K. m.17). Dolayısıyla, mükellefin işyerinde, onun daimi çalışanlarından birine yapılan tebligat geçerlidir. Ancak, orada tesadüfen bulunan bir yakınına yapılan tebligat, eğer o kişi çalışan veya yetkili değilse, usulsüz olabilir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2019/1943 K. sayılı kararında olduğu gibi, Tebligat Kanunu m.21'e göre yapılan bir tebligatta, kanunda öngörülen (komşuya, yöneticiye haber verme gibi) usullere uyulmamışsa, tebligat geçersiz sayılır. Geçersiz bir tebligata dayanılarak mükellefin defter ve belgeleri ibraz etmemesi, VUK m.359/a-2'deki suçu oluşturmaz. Çünkü suçun oluşması için, ibraz yükümlülüğünü doğuran hukuki sürecin (tebligatın) usulüne uygun olarak başlatılmış olması gerekir. Usulsüz tebligat, suçun maddi unsurunu eksik bırakır.