HMK m. 254'ün gerekçesinde, maddenin 'tanık delilini değerlendirecek olan hâkime, tanığın hadise ile her türlü ilgisini tespit etme yönünde soru sorma yetkisi verdiği' belirtilmektedir. Bu yetki, hakimin 'delilleri serbestçe takdir etme' (HMK m.198) ilkesiyle nasıl bir bütünlük oluşturur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75584

Bu iki ilke, birbirini tamamlayan ve sağlıklı bir yargısal karar için zorunlu olan unsurlardır. HMK m.198, hakime, kanunda belirtilen istisnalar dışında delilleri serbestçe takdir etme yetkisi verir. Ancak bu takdir, keyfi bir değerlendirme değildir; akla, mantığa ve dosyadaki diğer delillere uygun, gerekçeli bir değerlendirme olmalıdır. HMK m.254, hakimin bu 'serbest takdiri' sağlıklı bir şekilde kullanabilmesi için ona gerekli araçları sunar. Hakimin, tanığın kimliğini, mesleğini, taraflarla olan yakınlığını veya husumetini, davadan bir çıkarı olup olmadığını sorması, tanık beyanının 'delil değerini' ölçmesini sağlar. Hakim, tanığın tarafsız, güvenilir ve olay hakkında doğrudan bilgi sahibi olup olmadığını bu sorularla anlar. Örneğin, davacının yakın arkadaşı olan bir tanığın beyanı ile olay yerindeki bir komşunun beyanını aynı ağırlıkta değerlendirmeyebilir. Bu şekilde hakim, HMK m.254 ile elde ettiği verileri kullanarak, HMK m.198'deki serbest takdir yetkisini daha objektif, adil ve denetlenebilir bir şekilde kullanmış olur. Yani m.254, serbest takdirin 'gerekçesini' oluşturacak verileri toplama aracıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-254-tanigin-kimliginin-tespiti.html)