Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 26.04.2024 tarihli kararında, TCK m.7/3'ün, infaz rejimine ilişkin kuralların lehe kanun değerlendirmesi dışında tutulmasına bir dayanak olarak gösterilmesi, ceza hukukunun genel ilkeleri açısından nasıl bir tartışma yaratmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75580

Bu durum, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'kanunların zaman bakımından uygulanması' konusunda ciddi bir tartışma yaratmaktadır. TCK m.7/3, 'Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır' demektedir. Yargıtay bu hükmü, sayılan üç istisna dışındaki tüm infaz kurallarının (özel izin yasağı dahil), lehe veya aleyhe olduğuna bakılmaksızın, failin eylem tarihinden sonra çıksa bile derhal uygulanacağı şeklinde yorumlamıştır. Bu yorumun yarattığı tartışma şudur: 1) Maddi Hukuk-Usul Hukuku Ayrımı: TCK m.7/2, kural olarak failin lehine olan kanunun uygulanacağını belirtir. Bu, maddi ceza hukukuna ilişkin bir kuraldır. Özel izin yasağı gibi, kişinin hürriyetini ve temel haklarını doğrudan etkileyen infaz kuralları, salt bir usul kuralı mıdır, yoksa maddi ceza hukukunun bir parçası olarak mı görülmelidir? Metin yazarı ve eleştirel görüşler, bu tür kuralların maddi hukuk niteliği taşıdığını ve bu nedenle lehe kanun ilkesine tabi olması gerektiğini savunur. 2) Anayasal İlkelerle Çatışma: TCK m.7/3'ün bu şekilde geniş yorumlanması, Anayasa m.38'deki kanunilik, öngörülebilirlik ve hukuk güvenliği ilkeleriyle çatışma potansiyeli taşır. Bir kanun maddesinin, Anayasal bir ilkeyi bertaraf edecek şekilde yorumlanması, normlar hiyerarşisine aykırıdır. Bu nedenle, TCK m.7/3'ün sadece usuli nitelikteki infaz rejimi değişikliklerini kapsadığı, temel hakları aleyhe etkileyen maddi nitelikteki değişiklikleri kapsamadığı şeklinde yorumlanması gerektiği ileri sürülmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/firar-eden-hukumlunun-ozel-izin-yasagi-ve-uygulama-sorunlari)