Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/57 E. sayılı kararında, hâkimin reddi isteminin 'geri çevrilmesi' ile 'kabul edilmemesi' kararları arasındaki fark vurgulanmıştır. İlk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin, reddi istenen Daire üyesinin katılımıyla 'geri çevirme' kararı vermesi neden usulen hatalı kabul edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75569

Bu durumun usulen hatalı kabul edilmesinin nedeni, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin, somut olayda vermesi gereken kararın niteliğini yanlış belirlemesidir. Hâkimin reddi talebi üzerine mahkeme iki tür karar verebilir: Geri çevirme (CMK m.31) veya Kabul/Ret (CMK m.27). 'Geri çevirme', talebin süresinde olmaması, gerekçesiz olması gibi usuli eksiklikler nedeniyle verilir ve bu karara reddi istenen hakim de katılır. 'Kabul/Ret' kararı ise talebin esasına ilişkindir ve bu karara reddi istenen hakim katılamaz. YCGK'nın 2020/144 E., 2021/537 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, sanığın talebi süresinde, gerekçeli ve delilleriyle birlikte sunulmuştur. Yani usuli bir eksiklik yoktur. Bu durumda Daire'nin vermesi gereken karar, CMK m.31'e göre bir 'geri çevirme' kararı değil, CMK m.27'ye göre talebin esasını inceleyerek vereceği bir 'kabul' veya 'ret' kararı olmalıydı. Daire, esasa ilişkin bir değerlendirme yapması gerekirken, usuli bir 'geri çevirme' kararı vermiş ve bu karara da usule aykırı olarak reddi istenen hakimi katmıştır. Bu, hem yanlış usulün uygulanması hem de tarafsızlığı şüphe altında olan bir hakimin kendi hakkındaki talebe ilişkin karara katılması anlamına geldiği için ciddi bir usul ihlali olarak kabul edilmiştir.