Yargılamanın yenilenmesi talebinin CMK m.311/1-b'ye (yalan tanıklık) dayandırılması ile CMK m.311/1-e'ye (yeni delil) dayandırılması arasında, başvurucunun ispatlaması gerekenler açısından ne gibi farklar vardır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75566

İki başvuru türü arasında ispat yükünün odağı ve niteliği açısından önemli farklar vardır: 1) Yalan Tanıklık (m.311/1-b): Bu durumda başvurucunun ispatlaması gereken temel olgu, 'tanığın gerçeğe aykırı beyanda bulunduğudur'. Bu, sadece tanığın beyanının yanlış olduğunu değil, aynı zamanda bu yanlış beyanın 'kasıt veya ihmal' ile yapıldığını ve 'hükmü etkileyecek' nitelikte olduğunu da kapsar. İspatın odağı, mevcut bir delilin (tanık beyanının) sahteliği/güvenilmezliğidir. CMK m.316 gereği bu ispat, genellikle başka bir mahkemenin (ceza mahkemesinin) kesinleşmiş kararıyla yapılır. 2) Yeni Delil (m.311/1-e): Bu durumda başvurucunun ispatlaması gereken, 'yeni bir delilin veya olayın varlığı' ve bu yeni delilin tek başına veya diğer delillerle birlikte 'sanığın beraatini veya daha hafif ceza almasını gerektirecek nitelikte' olduğudur. Burada, mevcut delillerin sahteliğini ispatlamak gibi bir zorunluluk yoktur. Odak noktası, mahkemenin daha önce bilmediği ve değerlendirmediği yeni bir kanıtın ortaya çıkması ve bu kanıtın davanın sonucunu değiştirebilecek güçte olmasıdır. İspat, doğrudan yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyen mahkeme önünde yapılır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/degisen-veya-yeni-tanik-beyaninin-yargilamanin-yenilenmesine-etkisi)