Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin, 14.04.2020 değişikliği öncesi firar eden hükümlü hakkındaki 26.04.2024 tarihli kararında benimsediği 'infaz hukukuna ilişkin kanunların derhal uygulanması' ilkesi, temel hakları sınırlayan normlar açısından mutlak bir kural mıdır? Metin yazarının bu konudaki eleştirisini Anayasa m.13 bağlamında açıklayınız.
Hayır, bu ilke mutlak bir kural değildir ve özellikle temel hakları sınırlayan normlar açısından ciddi sorunlar barındırır. Yargıtay'ın benimsediği bu ilke, usul kurallarının derhal uygulanması prensibinden kaynaklanır. Ancak metin yazarı, bu ilkenin temel hakları aleyhe etkileyen maddi infaz kurallarına (özel izin yasağı gibi) uygulanmasının Anayasa m.13'e aykırı olduğunu savunur. Eleştirinin temeli şudur: Anayasa m.13, temel hak ve hürriyetlerin ancak 'kanunla' sınırlanabileceğini belirtir. 'Kanunla sınırlama'nın en temel unsurlarından biri, kanunun 'öngörülebilir' olmasıdır. Failin, eylemini işlediği anda, bu eyleminin gelecekte hangi hukuki sonuçları doğuracağını bilmesi veya öngörebilmesi gerekir. Bir temel hakkı (özel ve aile hayatına saygı hakkı) aleyhe daraltan bir infaz kuralının, failin eyleminden sonra yürürlüğe girerek geçmişe etkili bir şekilde uygulanması, 'öngörülebilirlik' unsurunu ortadan kaldırır. Bu, kanunilik ilkesinin ve dolayısıyla Anayasa m.13'ün ruhunun ihlalidir. Dolayısıyla, 'derhal uygulama' ilkesi, temel hakları aleyhe daraltan maddi nitelikteki infaz kurallarının geriye yürümesine meşruiyet kazandıramaz. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/firar-eden-hukumlunun-ozel-izin-yasagi-ve-uygulama-sorunlari)