Ceza Genel Kurulu'nun 04.12.2007 tarihli kararında, sanık hakimin farklı zamanlarda ve farklı motivasyonlarla işlediği sahtecilik eylemlerinin her birinin ayrı bir suç oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu kabulün, sanık hakkındaki davanın 'zamanaşımı' nedeniyle düşmesi sonucuna nasıl bir etkisi olmuştur?
Bu kabulün, zamanaşımı açısından çok önemli bir etkisi olmuştur. Eğer tüm eylemler tek bir zincirleme suç olarak kabul edilseydi, zamanaşımı süresi en son işlenen eylem tarihinden itibaren tüm suçlar için işlemeye başlayacaktı. Bu da zamanaşımının daha geç bir tarihte dolması anlamına gelirdi. Ancak YCGK, sanığın eylemlerini dört ayrı suç olarak kabul etmiştir. Bu durumda, her bir suç için zamanaşımı süresi, kendi işlendiği tarihten itibaren ayrı ayrı hesaplanmalıdır. Kararda belirtilen eylem tarihleri 1996 ve 1997 gibi tarihlerdir. Her bir eylem için 765 sayılı TCK'ya göre 15 yıllık kesintili dava zamanaşımı süresi, kendi işlendikleri tarihten itibaren ayrı ayrı işletildiğinde, en son işlenen suç için bile zamanaşımı süresinin, Özel Daire'nin 2012 yılında verdiği düşme kararından önce dolduğu anlaşılmıştır. Yani, eylemlerin birden fazla bağımsız suç olarak kabul edilmesi, daha eski tarihli suçların zamanaşımına uğramasını kolaylaştırmış ve sonuçta tüm suçlar yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine yol açmıştır. (Bkz: YCGK, 2013/6-39 E., 2014/372 K. içinde geçen olay örgüsü ve sonuç)