Bir boşanma davasında, davacı kadının eşine 'tepki' olarak hakaret ettiği kabul edilerek kusursuz sayılması (YCGK, 2018/112 K.), HMK m.254'te belirtilen 'tanığın akrabalığının' delil takdirindeki rolünü nasıl örneklendirir? Kararda belirleyici olan tanık kimdir?
Bu karar, HMK m.254'teki ilkenin somut bir uygulamasını gösterir. Kararda kadının hakaret ettiğine dair beyanda bulunan ve mahkemenin bu tespiti yapmasını sağlayan kişi, davacı erkeğin annesi olan tanık Mürüvvet Kalıç'tır. Yani, davacının kendi annesi, oğlu aleyhine sonuç doğurabilecek bir beyanda bulunmuştur (gelininin oğluna hakaret ettiğini söylemiştir). Hukuk Genel Kurulu, bu durumu değerlendirirken, HMK m.254'ün ruhuna uygun olarak, tanığın davacıyla olan birinci derece akrabalığının (annelik), onun beyanını otomatik olarak geçersiz kılmadığını kabul etmiştir. Aksine, bir annenin kendi oğlu aleyhine tanıklık yapması, beyanının doğruluğuna dair bir karine oluşturabilir. Ancak Kurul, bu doğru kabul ettiği vakıayı (hakaretin söylendiği), olayın bütünlüğü içinde (erkeğin ağır sadakatsizliği) 'tepki' olarak nitelendirerek hukuki bir sonuca bağlamıştır. Bu, mahkemenin, akraba olan tanığın beyanını 'güvenilir' bularak vakıayı tespit ettiğini, ancak bu vakıanın hukuki nitelendirmesini (kusur sayılıp sayılmayacağı) farklı yaptığını gösterir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-254-tanigin-kimliginin-tespiti.html)