Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/2439 E. sayılı kararında, hukuk mahkemesi, davaya konu bononun bedelsiz olduğuna karar verirken, aynı bono nedeniyle ceza mahkemesinde sanıklar hakkında 'bedelsiz senedi kullanma' suçundan verilen 'mahkumiyet' kararını nasıl bir delil olarak değerlendirmiştir? Bu durum, hukuk ve ceza mahkemeleri arasındaki ilişkiyi nasıl yansıtmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75549

Bu kararda, hukuk mahkemesi (ilk derece ve bölge adliye mahkemesi), ceza mahkemesinin kesinleşmiş mahkumiyet kararını, kendi yargılaması açısından 'güçlü bir delil' ve 'maddi vakıanın tespiti' olarak değerlendirmiştir. Yargıtay da bu yaklaşımı onamıştır. Bu durum, hukuk ve ceza mahkemeleri arasındaki ilişkiyi düzenleyen 'bekletici mesele' ve 'kesin hükmün etkisi' ilkelerini yansıtmaktadır. Borçlar Kanunu m.74 (eski BK m.53), hukuk hakiminin, ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin kurallarıyla bağlı olmadığını ancak ceza mahkemesinin 'maddi olgulara' ilişkin tespitiyle bağlı olduğunu düzenler. Kararda, ceza mahkemesinin, bononun 'bedelsiz olduğu' ve 'anlaşmaya aykırı doldurulduğu' yönündeki maddi vakıa tespiti, hukuk mahkemesi için bağlayıcı kabul edilmiştir. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin sanıkları mahkum ederken tespit ettiği bu maddi olguyu (senedin bedelsiz kaldığı olgusunu) yeniden araştırmadan, bu tespiti kendi kararının gerekçesi yapmıştır. Bu, yargılamaların birbiriyle çelişkili sonuçlar doğurmasını önlemeyi ve maddi gerçeğin tekliğini korumayı amaçlayan bir yaklaşımdır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/bedelsiz-senedi-kullanma-sucu-cezasi-tck-156/)