HMK'ya göre, bir davada davalıya dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmeden yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması, hangi temel usul ilkesinin ihlalidir ve bu durumun hukuki sonucu nedir?
Bu durum, HMK m.27'de düzenlenen ve adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan 'hukuki dinlenilme hakkı'nın ağır bir ihlalidir. Hukuki dinlenilme hakkı, tarafların yargılamadan haberdar edilme, iddia ve savunmalarını ileri sürebilme, delillerini sunabilme ve mahkemenin kararını etkileyebilme imkanına sahip olmalarını güvence altına alır. Davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi, davalının; a) Hakkında bir dava açıldığından haberdar olma, b) Davadaki iddiaları öğrenme, c) Bu iddialara karşı cevap verme ve savunma yapma, d) Kendi delillerini sunma haklarını tamamen ortadan kaldırır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/1975 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan ve savunma hakkı tanınmadan işin esası hakkında karar verilemez. Bu durum, kamu düzenine ilişkin olduğundan, temyiz aşamasında re'sen gözetilir ve hükmün esası incelenmeksizin, sırf bu usuli nedenle bozulmasını gerektirir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-51-dava-ehliyeti.html)