HMK m. 254'teki 'tanığın kimliğinin tespiti' usulü ile CMK m. 53-58 arasındaki 'tanıklara ilişkin hükümler' arasında, tanığın tarafsızlığını ve güvenilirliğini denetleme amacı bakımından ne gibi benzerlikler ve farklılıklar bulunmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75528

Her iki usul kanunu da tanık beyanının güvenilirliğini denetlemeyi amaçlar, ancak yaklaşımlarında farklılıklar vardır. Benzerlikler: Her iki kanun da tanığın kimliğinin, adresinin ve taraflarla olan yakınlığının (akrabalık, husumet vb.) sorulmasını öngörür (HMK m.254, CMK m.54). Bu, hakimin tanığın potansiyel bir önyargısı olup olmadığını değerlendirmesine olanak tanır. Farklılıklar: 1) Yemin: CMK'da tanığa kural olarak her beyanından önce yemin verilir (CMK m.55), yemin etmemenin sonuçları hatırlatılır (CMK m.54). HMK'da ise yemin kural değil, istisnadır ve ancak taraflardan birinin talebi ve hakimin takdiriyle (veya re'sen) yemin ettirilir (HMK m.261). 2) Koruma Tedbirleri: CMK, özellikle organize suçlar gibi davalarda, tanığın kimliğinin gizlenmesi gibi çok daha kapsamlı koruma tedbirleri öngörür (CMK m.58). HMK'da bu tür özel koruma tedbirleri yoktur. 3) Güveni Etkileyecek Durum: HMK m.254'te açıkça 'tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı' sorulur. CMK'da bu ifade aynen yer almasa da, m.59'daki 'Tanığa, kovuşturma başladıktan sonra, hazır olan sanık gösterilir...' hükmü gibi düzenlemeler, tanığın beyanının güvenilirliğini test etmeye yöneliktir. Sonuç olarak, CMK tanığın beyanının doğruluğunu yemin ve cezai yaptırımlarla daha sıkı bir şekilde güvence altına alırken, HMK daha çok tanığın tarafsızlığı ve menfaat çatışması gibi konulara odaklanır.