Bir ceza davasında, sanığın mahkumiyetine esas alınan tek delil, katılanın soyut ve çelişkisiz de olsa tek başına beyanıdır. Sanığın suçu istikrarlı bir şekilde inkar etmesi ve başka hiçbir delil bulunmaması durumunda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği nasıl bir karar verilmelidir? Yargıtay'ın bu konudaki tutumunu bir karar üzerinden açıklayınız.
Bu durumda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği sanığın beraatine karar verilmelidir. Ceza yargılamasında 'tek delille mahkumiyet' mümkün olsa da, bu delilin mahkumiyete yeterli olabilmesi için her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı olması gerekir. Sanığın suçu baştan sona ve tutarlı bir şekilde inkar ettiği, başkaca hiçbir yan delilin (tanık, belge, teknik takip vb.) bulunmadığı durumlarda, sadece mağdur veya müştekinin soyut beyanına dayanılarak mahkumiyet kararı verilemez. Çünkü bu durumda, 'bir iddia, bir inkar' durumu söz konusudur ve bu, suçun işlendiğine dair şüpheyi ortadan kaldırmaz. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 25.11.2015 tarihli, 2015/6800 E. sayılı kararında bu ilke açıkça vurgulanmıştır. Kararda, 'sanığın suçlamaları kabul etmemesi, katılanın soyut iddiasından başka mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmaması' nedeniyle, CMK m.223/2-e gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/supheden-sanik-yararlanir-mi)