HMK m.56, 'taraflardan birinin vesayet altına alınması... istemi mahkemece uygun bulunur veya gerekli görülürse, bu konuda kesin bir karar verilinceye kadar yargılamanın ertelenebileceği' hükmünü içermektedir. Bu hükmün, usul ekonomisi ilkesi (HMK m.30) ile ilişkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75519

HMK m.56'da düzenlenen yargılamanın ertelenmesi, ilk bakışta usul ekonomisi ilkesiyle (yargılamanın makul sürede ve en az giderle sonuçlandırılması) çelişiyor gibi görünse de, aslında uzun vadede bu ilkeye hizmet eder. İlişki şu şekilde kurulabilir: Eğer mahkeme, bir tarafın dava ehliyetinden yoksun olduğu yönünde ciddi bir şüpheye rağmen yargılamaya devam ederse, bu durum ileride verilecek hükmün dava şartı yokluğu nedeniyle üst mahkemelerce bozulmasına neden olacaktır. Bu da yıllar sürebilecek yargılamanın boşa gitmesi, yeniden yargılama yapılması, dolayısıyla zaman ve masraf kaybı anlamına gelir ki bu, usul ekonomisine en büyük zararı verir. HMK m.56, bu riski öngörerek, en başta dava ehliyeti sorununu çözmek için yargılamayı geçici olarak durdurma (erteleme) imkanı tanır. Vasi atanması gibi işlemler tamamlandıktan sonra, dava sağlam bir usuli temel üzerinde devam eder ve ileride bu nedenle bozulma riski ortadan kalkar. Dolayısıyla, yargılamayı kısa bir süre için ertelemek, ileride yaşanacak çok daha büyük bir zaman ve emek kaybını önleyerek usul ekonomisi ilkesini gerçekleştirmiş olur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-51-dava-ehliyeti.html)