Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2015/5116 E., 2016/19639 K. sayılı kararında, davacı tanıklarının 'benzer taleplerle işverene karşı dava açmış' olmaları, tanıklıklarının değerini nasıl etkilemiştir? Bu durumun HMK m.250 ile bağlantısı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75515

Yargıtay 9. HD'nin anılan kararında, davacı tanıklarının, davalı işverene karşı benzer iddialarla (fazla mesai vb.) dava açmış olmaları, tanıklıklarının güvenilirliğini ve dolayısıyla delil değerini ciddi şekilde azaltan bir faktör olarak görülmüştür. Yargıtay, bu tanıkların konumunun 'tanıklıklarına duyulacak güveni etkileyecek durumda' olduğunu ve bu nedenle beyanlarına kural olarak itibar edilemeyeceğini belirtmiştir. Bu durum, HMK m.250 ile doğrudan bağlantılıdır. HMK m.250, 'Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir' hükmünü içerir. Davalı aleyhine dava açmış olan bir tanığın, davacının davasını kazanmasından dolaylı bir 'yararı' (kendi davası için emsal oluşturma, işveren üzerinde baskı kurma gibi) olabileceği veya işverene karşı husumet besleyebileceği varsayılır. Bu nedenle Yargıtay, bu tür tanıklıkların ancak başka yan delillerle desteklenmesi halinde dikkate alınabileceği yönünde istikrarlı bir içtihat geliştirmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-254-tanigin-kimliginin-tespiti.html)