İş Kanunu m.17'de düzenlenen kötüniyet tazminatının, Anayasa'nın 'eşitlik' ilkesi açısından bir sorun teşkil edip etmediğini, iş güvencesi kapsamında olan ve olmayan işçiler arasındaki farkı gözeterek tartışınız.
Bu konu doktrinde tartışmalıdır. İş Kanunu m.17, kötüniyet tazminatını sadece iş güvencesi kapsamı 'dışında' kalan işçiler için öngörmektedir. İş güvencesi kapsamında olan bir işçinin sözleşmesi kötüniyetle (örneğin sendikal nedenle) feshedilirse, bu işçi kötüniyet tazminatı değil, işe iade davası veya daha yüksek olan sendikal tazminat gibi özel yollara başvurabilir. Bu durum, benzer bir haksızlığa (kötüniyetli fesih) uğrayan iki farklı işçi grubuna (iş güvencesi olan ve olmayan) farklı hukuki sonuçlar bağlanması anlamına gelir. Eşitlik ilkesi (Anayasa m.10) açısından bu durum şöyle tartışılabilir: a) Aleyhte Görüş: Aynı haksız fiile maruz kalan işçiler arasında, sadece çalıştıkları işyerinin büyüklüğü (30 işçi kriteri) veya kıdemleri (6 ay kriteri) gibi objektif nedenlerle farklı hukuki korumalar sağlanması eşitlik ilkesine aykırıdır. Kötüniyetli bir feshe karşı her işçinin benzer şekilde korunması gerekir. b) Lehte Görüş (Kanunun Amacı): Kanun koyucunun, iş güvencesi kapsamındaki işçilere daha güçlü bir koruma olan 'işe iade' hakkını tanırken, bu haktan mahrum olan diğer işçilere en azından bir 'tazminat' hakkı tanıyarak bir denge kurmaya çalıştığı savunulabilir. Yani kanun koyucu, farklı durumlardaki işçilere farklı ama kendi içinde makul ve orantılı koruma mekanizmaları öngörmüştür. Yargıtay ve kanun, bu ayrımı geçerli kabul etmektedir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/kotuniyet-tazminati-nedir-hesaplama/)