Farklı zamanlarda işlenen dört ayrı resmi belgede sahtecilik eyleminin, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.12.2007 tarihli kararında neden tek bir zincirleme suç (TCK m.43) olarak kabul edilmediğini, 'suç işleme kararında birlik' unsuru açısından açıklayınız.
YCGK'nin 04.12.2007 gün ve 296-267 sayılı kararında, sanık hakimin dört ayrı grupta toplanan sahtecilik eylemlerinin tek bir zincirleme suç oluşturmadığına karar verilmiştir. Bunun temel nedeni, zincirleme suçun sübjektif unsuru olan 'aynı suç işleme kararında birlik' koşulunun gerçekleşmemiş olmasıdır. YCGK'ya göre bu koşul, failin kanunun aynı hükmünü birkaç defa ihlal etmek hususunda 'önceden kurduğu bir plan veya genel bir niyet' anlamına gelir. Somut olayda ise; 1) Eylemler Arasındaki Zaman Farkı: Eylem grupları arasında 1 yıl veya daha uzun süreler bulunmaktadır. Bu uzun fasılalar, eylemlerin tek bir genel plan dahilinde değil, her seferinde yenilenen ayrı bir suç kastıyla işlendiğine karine teşkil eder. 2) Eylemlerin Farklı Kasıtlarla Gerçekleştirilmesi: Her bir sahtecilik grubunun (bacanağına yardım, keşfe gitmeden tutanak düzenleme vb.) farklı bir motivasyon ve amaçla, yani 'yeni ve farklı bir kasıtla' gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum, eylemleri birbirine bağlayan genel bir 'suç işleme kararı'nın olmadığını gösterir. Bu nedenlerle YCGK, her bir eylem grubunun ayrı birer suç oluşturduğunu ve sanığın dört ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması gerektiğini, tüm eylemleri tek bir zincirleme suç kabul ederek tek ceza verilmesinin eksik ceza tayini olacağını belirtmiştir. (Bkz: YCGK, 2013/6-39 E., 2014/372 K. içinde geçen bozma kararı)