VUK m.359/a-2 uyarınca, incelenmek üzere istenen defter ve belgelerin varlığının 'noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olması' gerekir. Bu şartın anlamı nedir ve ispat yükü kime aittir?
'Varlığı sabit olma' şartı, gizleme suçunun oluşabilmesi için, iddia makamının (vergi idaresi ve savcılık), ibrazı istenen defter ve belgelerin mükellef tarafından gerçekten tutulması veya bastırılması gereken ve fiziken mevcut olması gereken belgeler olduğunu ispatlaması gerektiği anlamına gelir. Vergi idaresi, soyut bir şekilde '2020 yılı defterlerini getir' diyemez; bu defterlerin varlığını somut delillerle ortaya koymalıdır. Bu deliller arasında en yaygın olanları şunlardır: 1) Noter Tasdik Kayıtları: Ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı noter kayıtları, defterin varlığının en kesin delilidir. 2) Sair Suretler: Bu ifade, noter tasdiki dışındaki diğer delilleri kapsar. Örneğin, fatura ve irsaliye gibi belgelerin bastırıldığı matbaalardan alınan 'belge basım-teslim formu', bu belgelerin varlığını ispatlar. Yine, mükellefin daha önceki beyannamelerinde veya yazışmalarında bu defter ve belgelere atıf yapmış olması da 'sair suret' olarak kabul edilebilir. İspat yükü, iddia makamındadır. İdare, varlığını ispatlayamadığı bir belgenin gizlendiğini iddia edemez. (Bkz: Yargıtay 11. CD, 2019/1494 K.)