Şüpheden sanık yararlanır ilkesi'nin ceza yargılamasındaki fonksiyonu, sadece sanığın mahkumiyetini önlemek midir, yoksa suçun unsurlarının ve cezanın belirlenmesinde de rol oynar mı? Metinlerden örnek vererek açıklayınız.
Bu ilkenin fonksiyonu sadece mahkumiyeti önlemekle sınırlı değildir; suçun unsurlarının ve cezanın bireyselleştirilmesinin her aşamasında sanık lehine işleyen bir güvencedir. Metinlerdeki örnekler bunu göstermektedir: 1) Suçun Maddi Unsuruyla İlgili Şüphe: Yağma suçunda alınan paranın miktarının belirsiz olması durumunda (Yargıtay 6. CD, 2021/16556 E.), miktar konusundaki şüphe sanık lehine yorumlanarak en lehe durum olan 'değer azlığı' (TCK m.150/2) indiriminin uygulanması gerektiğine karar verilmiştir. Burada şüphe, cezanın miktarını doğrudan etkilemiştir. 2) Suça İştirakle İlgili Şüphe: Uyuşturucu ticareti davasında (Yargıtay 8. CD, 2024/2242 E.), dükkan sahibinin suça iştirak edip etmediği konusundaki şüphe, sanıklardan birinin suçu üstlenmesi ve diğer delillerin yetersizliği nedeniyle yenilememiş ve sanığın beraatine yol açmıştır. 3) Nitelikli Halle İlgili Şüphe: Metinlerde doğrudan örnek olmasa da, bir yaralama eyleminin silahla işlenip işlenmediği konusunda şüphe varsa, suçun temel halden cezalandırılması gerekir. Kısacası, şüphe nerede ortaya çıkarsa çıksın (suçun varlığı, failin kimliği, iştirak, nitelikli hal, ceza indirim sebebi vb.), her zaman sanığın lehine değerlendirilir.