HMK m.51 ve m.52 bağlamında, bir davada taraf olan kişinin akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanması (vesayet altına alınması), davanın seyrini nasıl etkiler? Vasi atandıktan sonra davanın devamı için hangi ek işlem gereklidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75487

Bir tarafın yargılama sırasında kısıtlanması, onun dava ehliyetini (HMK m.51) ortadan kaldırır. Dava ehliyeti bir dava şartı olduğundan, bu eksikliğin giderilmesi gerekir. Bu durum davanın seyrini şu şekilde etkiler: Dava, kısıtlanan kişi tarafından bizzat veya vekili tarafından takip edilemez hale gelir. HMK m.52'ye göre, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar (kısıtlılar dahil) davada kanuni temsilcileri tarafından temsil edilirler. Bu kanuni temsilci 'vasi'dir. Vasi atandıktan sonra davanın devamı için tek başına vasinin davaya katılması yeterli değildir. TMK'nın 462. maddesinin 8. fıkrası uyarınca, vasinin vesayet altındaki kişi adına 'dava açması, sulh olması, tahkim ve konkordato yapması' vesayet makamının (sulh hukuk mahkemesi) iznine tabidir. Devam eden bir davayı takip etmek de bu kapsamdadır. Dolayısıyla, vasi atandıktan sonra, davaya devam edebilmesi için vesayet makamından 'husumete izin kararı' alması ve bu kararı mahkemeye sunması gerekir. Bu izin alınmadan yapılan işlemler geçersizdir. (Bkz: Yargıtay 1. HD, 2016/1975 E., 2016/8836 K.)