Hükümlü ve tutukluların temel hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılmasında idarenin takdir yetkisi, genel olarak diğer bireylere göre daha mı geniştir? Rasul Kocatürk kararında AYM bu konuda nasıl bir denge kurmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75464

Evet, AYM ve AİHM içtihatlarına göre, idarenin hükümlü ve tutukluların haklarını sınırlandırma konusunda takdir yetkisi, özgür bireylere göre daha geniştir. Bunun temel nedeni, ceza infaz kurumunda tutulmanın doğası gereği bazı haklardan feragat edilmesinin kaçınılmaz olması ve kurumun güvenliği ile disiplininin sağlanması gibi meşru amaçların varlığıdır. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız değildir. Rasul Kocatürk kararında AYM, bu dengeyi şu şekilde kurmuştur: İdarenin, cezaevinin güvenliğini sağlama şeklindeki meşru amacı ile hükümlünün Anayasa'nın 20. maddesi kapsamındaki özel ve aile hayatına saygı hakkı arasında adil bir denge kurulmalıdır. Müdahale, 'demokratik toplum düzeninin gereklerine' uygun ve 'ölçülü' olmalıdır. Somut olayda idare, takdir yetkisini kullanırken ileri sürdüğü 'güvenlik riski' ve 'personel yetersizliği' gibi gerekçeleri somut olgularla destekleyememiş, ikna edici ve yeterli bir açıklama sunamamıştır. Ayrıca talebe yanıt vermekte gecikerek durumun gerektirdiği hassasiyeti göstermemiştir. Bu nedenle, idarenin müdahalesi genişletilmiş takdir yetkisi sınırlarını aşmış ve ölçüsüz bulunarak hak ihlali kararı verilmiştir. (Rasul Kocatürk, B. No: 2016/8080, 26/12/2019)