Bir hükümlünün babasının cenazesine katılma talebinin, cenaze defnedildikten üç gün sonra 'personel yetersizliği ve güvenlik riski' gerekçesiyle reddedilmesi, Anayasa Mahkemesi'nin Rasul Kocatürk başvurusunda hangi temel hak kapsamında incelenmiş ve neden ihlal kararı verilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75462

Bu durum, Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan 'özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı' kapsamında incelenmiştir. (Rasul Kocatürk, B. No: 2016/8080, 26/12/2019). İhlal kararının temel nedenleri şunlardır: 1) Gerekçenin Yetersizliği ve İnandırıcılıktan Uzak Olması: Başsavcılığın ileri sürdüğü 'personel yetersizliği ve güvenlik riski' gerekçeleri, somut olgu ve olaylara dayandırılmamıştır. İdarenin, bu riski bertaraf etmek veya personel temin etmek için alternatif çözümler aradığına dair bir kanıt sunulmamıştır. Gerekçe soyut kalmıştır. 2) Karar Sürecindeki Özensizlik ve Gecikme: Cenaze gibi acil ve hassas bir konuda, idarenin talebe üç gün sonra yanıt vermesi, durumun gerektirdiği özeni göstermediğini ortaya koymaktadır. Cenazenin defnedilmiş olması, idarenin gecikmesi için bir mazeret kabul edilemez. 3) Taziye Talebinin Göz Ardı Edilmesi: Kanun'un mazeret izniyle sadece defin işlemine katılımı değil, aynı zamanda ailenin acısını paylaşma ve taziyeleri kabul etme imkanını da amaçladığı kabul edilmelidir. İdarenin, defin işlemi bitmiş olsa bile, hükümlünün taziye sürecine katılmasına olanak sağlayıp sağlamayacağını değerlendirmemesi, bir bütün olarak aile hayatına saygı hakkına müdahaleyi orantısız kılmıştır. Bu nedenlerle müdahalenin demokratik toplumda zorunlu bir ihtiyacı karşılamadığı ve ölçülü olmadığı sonucuna varılarak ihlal kararı verilmiştir.