Bir uyuşturucu ticareti davasında, sanıklardan birinin uyuşturucunun kendisine ait olduğunu ve diğer sanığın dükkanına emaneten bıraktığını, diğer sanığın poşette ne olduğundan haberi olmadığını beyan etmesi ve bu sanığa ait hassas terazide esrar kalıntısı tespit edilmesi durumunda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi nasıl uygulanmalıdır? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin kararını esas alarak tartışınız.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 26.03.2024 tarihli, 2024/2242 E. sayılı kararına göre bu durumda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği, emanet bırakılan dükkan sahibinin beraatine karar verilmesi gerekir. Dairenin gerekçeleri şöyledir: Sanıklardan birinin suçu tek başına üstlenmesi ve diğer sanığın olaydan habersiz olduğunu beyan etmesi, emanet bırakılan sanığın da bu yöndeki istikrarlı savunması önemli bir delildir. Hassas terazi üzerinde esrar kalıntısı bulunması tek başına mahkumiyet için yeterli değildir. Zira sanığın, uyuşturucunun ve terazinin aynı poşete konulduğu ve maddenin kollukça bu teraziyle tartıldığı yönündeki savunması, olay tutanağında uyuşturucu miktarının '37,3 gram' gibi kesin bir gramajla belirtilmesiyle desteklenmektedir. Bu durum, terazideki bulaşığın, sanığın uyuşturucu tarttığından değil, kolluğun tartım işleminden kaynaklanmış olabileceği yönünde makul bir şüphe yaratmaktadır. Bu şüphe sanık aleyhine yenilemediği için, tek başına terazi üzerindeki bulaşık deliliyle mahkumiyet kararı verilemez ve sanığın beraat etmesi gerekir.