Ceza yargılamasının temel ilkelerinden olan “şüpheden sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesinin Anayasal ve yasal dayanakları nelerdir? Bu ilkenin 'suçsuzluk/masumiyet karinesi' ile ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75458

'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi, suçsuzluk/masumiyet karinesinin doğal bir uzantısı ve sonucudur. Anayasal dayanağı, Anayasa'nın 38. maddesinin 4. fıkrasındaki 'Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz' hükmüdür. Bu hüküm, suçsuzluk/masumiyet karinesini güvence altına alır. Bu karinenin anlamı, bir kişinin suçluluğunun iddia makamı tarafından her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerektiğidir. İşte bu ispat faaliyeti sonucunda, sanığın suçu işlediğine dair makul ve yenilemeyen bir şüphe kalırsa, suçsuzluk karinesi gereği bu şüphe sanık lehine yorumlanır. Bu yorumlama eylemi, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin kendisidir. Yasal dayanakları ise CMK m.223/2-e ('Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması' halinde beraat kararı verilir) ve CMK m.223/5 ('Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilir') hükümleridir. Bu maddeler, ispat standardını 'sabit olma' olarak belirleyerek, şüphe durumunda mahkumiyet kararı verilemeyeceğini yasal güvenceye bağlamıştır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/supheden-sanik-yararlanir-mi, YCGK 2022/231 E., 2024/270 K.)