HMK m.51'e göre 'dava ehliyeti', medeni hukuktaki 'fiil ehliyeti'ne göre belirlenir. Yargılama sırasında bir tarafın dava ehliyetine sahip olmadığı (örneğin akıl hastalığı nedeniyle) anlaşılırsa, mahkemenin izlemesi gereken usul nedir?
Dava ehliyeti, HMK m.114/d uyarınca bir dava şartıdır ve mahkeme tarafından davanın her aşamasında re'sen gözetilir. Yargılama sırasında bir tarafın dava ehliyetinden yoksun olduğu anlaşılırsa veya bu yönde ciddi bir şüphe oluşursa, mahkeme davayı hemen usulden reddetmez. İzlenmesi gereken usul şöyledir: 1) Yargılamanın Ertelenmesi: HMK m.56 uyarınca, taraflardan birinin vesayet altına alınması istemi mahkemece uygun bulunur veya gerekli görülürse, bu konuda kesin bir karar verilinceye kadar yargılama ertelenebilir. 2) Vesayet Makamına Bildirim: TMK m.404/2 gereği, mahkeme bu durumu derhal yetkili vesayet makamına (sulh hukuk mahkemesi) bildirmekle yükümlüdür. 3) Vasi Atanmasının Beklenmesi ve Davaya Devam: Vesayet makamı tarafından ilgili tarafa bir vasi atandıktan sonra, dava ehliyeti eksikliği giderilmiş olur. Dava, vasi aracılığıyla (HMK m.52) görülmeye devam eder. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/12725 E., 2018/11333 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkemenin bu araştırmayı yapmadan ve vasi atanmasını sağlamadan davanın esası hakkında karar vermesi bozma nedenidir.